Bebek aknesi (sivilcesi), doğumdan sonraki ilk birkaç hafta içinde yüzde görülen, kırmızı veya beyaz minik kabarcıklar şeklindeki yaygın ve geçici bir cilt durumudur. Bu sivilcelenme, temel olarak anneden geçen hormonların bebeğin yağ bezlerini aşırı uyarması sonucu oluşur ve bir sağlık sorunu değildir. Tedavisi genellikle özel bir müdahale gerektirmez; cildi günde bir kez yalnızca ılık suyla nazikçe temizlemek ve yağ bazlı ürünlerden uzak durmak yeterlidir. Sivilceler çoğunlukla birkaç ay içinde, ciltte herhangi bir iz bırakmadan kendiliğinden tamamen kaybolur.
Bebek Sivilcesi Nedir ve Farklı Tipleri Var mıdır?
Halk arasında “bebek sivilcesi” olarak adlandırdığımız bu durum aslında tıbbi olarak iki farklı başlık altında değerlendirilir. Bu ayrımı bilmek, sadece bir isimlendirme farkı değildir; bebeğinizin cildine nasıl yaklaşmamız gerektiğini belirleyen en önemli adımdır. Bu iki durumu birbirinden ayıran en temel özellik, ergenlik sivilcelerinden de aşina olduğumuz komedonların, yani siyah veya beyaz noktaların var olup olmamasıdır.
- Gerçek Neonatal Akne (Yenidoğan Aknesi)
Bu isminden de anlaşılacağı gibi, bildiğimiz akneye daha çok benzeyen bir formdur. En tipik özelliği, ciltte siyah noktaların (açık komedonlar) ve beyaz, minik kabarcıkların (kapalı komedonlar) görülmesidir. Bu komedonlar, kıl ve yağ bezlerinin bulunduğu gözeneklerin, cilt yağı (sebum) ve ölü deri hücreleriyle tıkanması sonucu oluşur. Bu tıkalı gözeneklerin etrafında zaman zaman kızarıklık ve iltihaplanma da gelişebilir, bu da kırmızı renkli veya ucu beyaz irinli sivilcelerin ortaya çıkmasına neden olur. Eğer bebeğinizin cildinde, özellikle yanak, alın ve çene bölgesinde bu tip siyah veya beyaz noktacıklar gözlemliyorsanız, bu durum “gerçek neonatal akne” olarak tanımlanır. Bu teşhis, sorunun temelinde bir gözenek tıkanıklığı yattığını gösterir.
- Neonatal Sefalik Püstüloz (NSP)
Aslında bebeklerde gördüğümüz sivilcelenmelerin en sık karşılaşılan türü budur ve güncel tıp literatüründe artık gerçek akneden farklı bir durum olarak kabul edilmektedir. NSP’nin en keskin ve ayırt edici özelliği, ciltte kesinlikle komedonların (siyah veya beyaz noktaların) bulunmamasıdır. Döküntü, genellikle yanaklar, alın, çene ve saçlı deride yoğunlaşan, birbirine çok benzeyen, küçük, kırmızı ve iltihaplı kabarcıklar (papüller) ve sivilcelerden (püstüller) ibarettir.
Bu durumun bir gözenek tıkanıklığından ziyade, cildimizde doğal olarak yaşayan ve zararsız olan Malassezia isimli bir maya türüne karşı bebeğin bağışıklık sisteminin verdiği geçici bir iltihabi reaksiyon olduğu düşünülmektedir. Yani bu bir enfeksiyon veya hastalık değil cildin normal florasına verdiği bir tür “cevap” olarak görülebilir. Bu ayrım önemlidir, çünkü tedavi gerektiğinde yaklaşımı değiştirir; NSP durumunda mantar önleyici kremler daha etkili olabilir.
Bu iki durumu birbirinden ayıran en temel farkları özetlemek gerekirse.
- Gerçek Neonatal Akne: Siyah ve beyaz noktalar (komedon) içerir:
- Neonatal Sefalik Püstüloz: Siyah ve beyaz noktalar (komedon) içermez.
Bebek Sivilcesi Hangi Bebeklerde ve Ne Zaman Görülür?
Bebek sivilceleri, yeni doğan döneminde oldukça sık rastlanan bir durumdur ve ebeveynleri endişelendirse de genellikle iyi huylu bir seyir izler. Yapılan çalışmalar bu durumun sağlıklı doğan her beş bebekten yaklaşık birini (%20) etkilediğini göstermektedir. Bu oran durumun ne kadar yaygın olduğunu ve aslında “anormal” bir durum olmadığını anlamamız için önemlidir.
Sivilceler genellikle doğumdan sonraki ikinci ile dördüncü haftalar arasında en belirgin halini alır. Bazı bebeklerde doğum anında bile görülebilirken, bazılarında ise altıncı haftaya kadar herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir. Bu zamanlama, sivilcelerin oluşumuna neden olan hormonal süreçlerle doğrudan bağlantılıdır ve genellikle bu sürecin bir parçası olarak kabul edilir.
Durumun kimlerde daha sık görüldüğüne baktığımızda ise karşımıza çok net bir bulgu çıkar: Bebek sivilceleri erkek bebeklerde, kız bebeklere oranla çok daha sık görülür. Hatta bazı bilimsel yayınlar, erkek bebeklerde görülme sıklığının kızlara kıyasla 4-5 kat daha fazla olabildiğini bildirmektedir. Bu dikkat çekici cinsiyet farkı, ilerleyen bölümlerde detaylıca ele alacağımız gibi, durumun gelişiminde androjen (erkeklik) hormonlarının ne kadar kilit bir rol oynadığının en güçlü kanıtlarından biridir.
Bebeğimin Sivilceleri Ciddi Bir Sorunun Habercisi Olabilir mi?
Ebeveynlerin en büyük kaygılarından biri, bu masum görünen sivilcelerin daha ciddi bir sağlık sorununun işareti olup olmadığıdır. Bu sorunun cevabı, büyük ölçüde sivilcelerin ortaya çıktığı yaş ile ilgilidir. Bir hekim olarak bebeğin cildindeki bir döküntüyü değerlendirirken baktığımız ilk ve en önemli kriterlerden biri başlangıç yaşıdır. Çünkü yaş, durumun potansiyel ciddiyeti ve altta yatan bir neden olup olmadığı konusunda bize paha biçilmez bilgiler sunar.
Sivilcelerin ortaya çıkış yaşı, durumun ciddiyetini anlamamız için en önemli ipucudur ve üç farklı döneme ayrılır.
- Yenidoğan Dönemi (İlk 6 hafta): Bu dönemde ortaya çıkan sivilceler neredeyse her zaman tamamen zararsız ve geçicidir.
- İnfantil (Süt Çocukluğu) Dönemi (6 hafta – 1 yaş): Daha ciddiye alınmalı, iz bırakma riski vardır:
- Orta Çocukluk Çağı (1 – 7 yaş): Çok nadirdir ve altta yatan hormonal bir soruna işaret edebilir.
Hayatın ilk altı haftası içinde beliren bir sivilcelenme, neredeyse her zaman endişe edilmemesi gereken, kendi kendine düzelen bir süreçtir. Bu dönemde görülen sivilceler (ister komedonlu gerçek akne, ister komedonsuz NSP olsun) genellikle bebeğe hiçbir rahatsızlık vermez ve en önemlisi, kalıcı bir iz bırakmadan birkaç ay içinde kendiliğinden kaybolur. Bu nedenle bu dönemde temel yaklaşım aileyi durumun doğası hakkında bilgilendirerek rahatlatmak ve gereksiz müdahalelerden kaçınmaktır.
Ancak sivilcelenme altıncı haftadan sonra başlıyor ve bir yaşına kadar devam ediyorsa, bu durum “infantil akne” olarak adlandırılır ve yenidoğan aknesinden hem görünüm hem de potansiyel sonuçlar açısından farklıdır. İnfantil akne, daha çok bir ergen sivilcesi gibidir; siyah ve beyaz noktalara ek olarak derin, ağrılı, kistik lezyonlar da içerebilir. Bu tür aknenin en önemli riski, kalıcı yara izi bırakma potansiyelidir. Bu nedenle infantil akne genellikle bir hekim tarafından takip ve tedavi gerektirir.
Bir ile yedi yaş arasında bir çocukta gerçek akne lezyonlarının görülmesi ise son derece nadirdir ve mutlaka ciddiye alınması gereken bir “kırmızı bayrak” olarak kabul edilir. Bu yaş aralığı, vücudun hormonal olarak en sakin olduğu “sessizlik” dönemidir. Bu dönemde akne ortaya çıkması, vücutta zamanından önce veya anormal bir kaynaktan (örneğin böbrek üstü bezi veya yumurtalık/testislerdeki bir problemden) aşırı hormon salgılandığına dair güçlü bir şüphe uyandırır. Bu nedenle bu yaş grubunda aknesi olan her çocuğun, altta yatan ciddi bir hormonal bozukluk olup olmadığının araştırılması için mutlaka bir çocuk endokrinoloji uzmanı tarafından görülmesi şarttır.
Bebek Sivilcelerinin Altında Yatan Sebepler Nelerdir?
Bebek sivilcelerinin oluşumu, tek bir nedene bağlanamaz; daha çok, geçici hormonal dalgalanmaların ve cildin bu duruma verdiği tepkinin bir sonucudur. Gelin bu karmaşık ama bir o kadar da doğal süreci daha basit adımlarla inceleyelim.
İşin merkezinde, bebeğin hayatının ilk aylarında yaşadığı ve “mini-ergenlik” olarak adlandırılan doğal bir hormonal fırtına yatar. Bu süreçte hem anneden hamilelik sırasında plasenta yoluyla bebeğe geçen hormonlar hem de bebeğin kendi vücudunun üretmeye başladığı hormonlar etkili olur. Doğumdan sonra, özellikle bebeğin böbrek üstü bezleri oldukça aktif bir şekilde çalışır ve DHEA gibi androjen (erkeklik hormonu) öncülü maddeler üretir. Bu hormonlar, doğrudan bebeğin cildindeki yağ bezlerini uyarır.
Bu uyarının sonucu olarak yağ bezleri normalden daha fazla büyür ve çok daha fazla cilt yağı (sebum) üretmeye başlar. Bu durum cildin daha yağlı ve parlak görünmesine neden olur. İşte bu aşırı yağ üretimi, gözeneklerin tıkanması için uygun bir zemin hazırlar. Kıl köklerinin içinde biriken ölü deri hücreleri ile bu fazla yağ birleştiğinde, önce gözle görülmeyen mikrokomedonlar, ardından da siyah ve beyaz noktalar ile iltihaplı sivilceler oluşur. Erkek bebeklerde, böbrek üstü bezlerinden gelen bu etkiye ek olarak testislerin de testosteron üretmeye başlaması, yağ bezlerini daha da uyarır ve sivilcelerin neden onlarda daha sık görüldüğünü açıklar.
İkinci önemli etken ise, özellikle komedonsuz, sadece kırmızı iltihaplı sivilcelerle seyreden NSP durumunda ön plana çıkar. Cildimizde hepimizle birlikte barış içinde yaşayan Malassezia adında bir maya mantarı bulunur. Bu maya, yağlı ortamları çok sever. Hormonların etkisiyle artan sebum üretimi, bu mayanın çoğalması için mükemmel bir ortam yaratır. Bazı bebeklerin bağışıklık sistemi, bu mayanın artan sayısına karşı bir iltihabi reaksiyon gösterir ve bu da kırmızı, pütürlü sivilcelerin oluşmasına yol açar.
Özetle bebek sivilcelerinin oluşumunda rol oynayan temel etkenler şunlardır:
- Annenin hormonlarının bebeğe geçmesi
- Bebeğin kendi ürettiği hormonlar
- Yağ bezlerinin aşırı aktifleşmesi
- Cilt yüzeyindeki yağ (sebum) artışı
- Malassezia adlı cilt mayasına karşı reaksiyon
Doktor Bebek Sivilcesi Tanısını Nasıl Koyar?
Bebek sivilcelerinin tanısı neredeyse her zaman muayene odasında, hekimin gözlemiyle konur. Yani bu genellikle kan tahlili, deri örneği veya başka bir laboratuvar testi gerektirmeyen, tamamen klinik bir tanıdır. Bir hekim olarak amacımız, bebeğin cildindeki döküntünün gerçekten de bu yaygın ve iyi huylu sivilcelenme mi olduğunu teyit etmek, türünü belirlemek ve daha ciddi olabilecek diğer cilt sorunlarından ayırt etmektir.
Tanı süreci, iki temel adımdan oluşur: Aileden detaylı bir öykü almak ve bebeği dikkatlice muayene etmek. Aileyle konuşurken, döküntünün ne zaman başladığı bizim için en kritik bilgidir. Çünkü daha önce de belirttiğimiz gibi, ilk 6 haftada başlayan bir döküntü ile 6. aydan sonra başlayan bir döküntüye yaklaşımımız tamamen farklıdır. Ailede şiddetli akne öyküsü olup olmadığını, bebeğin cildine herhangi bir krem, yağ veya losyon sürülüp sürülmediğini de öğrenmek isteriz. Çünkü bazen yanlış ürünler de sivilce benzeri döküntülere yol açabilir.
Fizik muayene ise tanının kilit noktasıdır. İyi bir ışık altında bebeğin cildini, özellikle de yüz, saçlı deri ve göğüs üst kısmını dikkatlice inceleriz. Bu muayenenin temel hedefi, komedonların, yani siyah veya beyaz noktaların varlığını araştırmaktır. Bu basit gözlem, döküntünün “gerçek neonatal akne” mi yoksa “neonatal sefalik püstüloz” mu olduğunu ayırt etmemizi sağlar ve bu da izleyeceğimiz yolu belirler.
Muayene sırasında doktorun dikkat ettiği bazı kilit noktalar vardır:
- Döküntünün başlama yaşı
- Siyah veya beyaz noktaların varlığı
- Lezyonların yerleşimi (yüz, saçlı deri vb.)
- Bebeğin genel sağlık durumu
- Cilde sürülen ürünler hakkında bilgi
- Ailede şiddetli akne öyküsü
Bebek Sivilcesi Hangi Cilt Sorunları ile Karışabilir?
Bir yenidoğanın cildi, hayatın ilk haftalarında pek çok farklı döküntüye ev sahipliği yapabilir ve bunların birçoğu ilk bakışta sivilce gibi görünebilir. Doğru yaklaşım için bu durumları birbirinden ayırt edebilmek önemlidir. Neyse ki bu döküntülerin büyük bir kısmı da sivilceler gibi iyi huylu ve geçicidir.
Bebeğinizin cildindeki her döküntü sivilce değildir. Sivilce ile karışabilen bazı yaygın ve iyi huylu durumlar şunlardır:
- Toksik Eritem: “Pire ısırığı” gibi görünür, yer değiştirir.
- İsilik (Miliaria): Sıcak ve terlemeyle artar, kıvrım yerlerini sever.
- Milia: İnci tanesi gibi beyaz, iltihapsız minik kabarcıklardır.
- Püstüler Melanoz: Doğumda vardır, patlayınca koyu leke bırakır.
- Yağ Bezi Hiperplazisi: Burun üzerinde sarımsı, toplu iğne başı gibi noktacıklardır.
Bu iyi huylu durumların yanı sıra çok daha nadir de olsa, ciddiye alınması gereken ve bir enfeksiyona işaret eden döküntüler de olabilir. Özellikle bebeğinizin genel durumu iyi değilse, yani ateşi varsa, halsiz ve bitkin görünüyorsa, emmesi zayıflamışsa veya sürekli huzursuzsa, cildindeki sivilce benzeri döküntüler bir enfeksiyonun habercisi olabilir. Uçuk (herpes) virüsü enfeksiyonu, bakteriyel deri enfeksiyonları (impetigo gibi) veya uyuz gibi durumlar acil tıbbi müdahale gerektirir. Bu nedenle döküntüye eşlik eden sistemik bir hastalık belirtisi varsa, vakit kaybetmeden bir hekime başvurmak hayati önem taşır.
Bebek Sivilcesi Tedavisinde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Bebek sivilcelerinin yönetimi söz konusu olduğunda, en etkili “tedavi” aslında çoğu zaman hiçbir ilaç kullanmamaktır. Bu süreçte en önemli rolümüz, aileye doğru bilgiyi vererek onları sakinleştirmek ve bebeğin hassas cildine zarar verebilecek yanlış uygulamaları önlemektir. Temel yaklaşım sabırlı olmak ve cildin kendi kendini iyileştirme sürecine nazik bir bakımla destek olmaktır.
Çoğu durumda gereken tek şey, basit ve nazik bir cilt hijyenidir. Bu bebeğin yüzünü günde bir kez, sadece ılık suyla veya hekiminizin önereceği, sabun içermeyen, pH’ı cilde uyumlu, nazik bir temizleyiciyle yıkamaktan ibarettir. Yıkama sonrası cilt, sertçe ovalanarak değil yumuşak bir havluyla hafifçe dokunarak (tampon hareketlerle) kurulanmalıdır. Bu basit rutin, cildin doğal bariyerini korurken, fazla yağı ve kiri nazikçe uzaklaştırmaya yeterlidir.
Bebeğinizin cildine iyi gelecek basit ve etkili adımlar şunlardır:
- Cildi günde bir kez ılık suyla temizlemek
- Gerekirse sabun içermeyen nazik bir temizleyici kullanmak
- Yumuşak bir havluyla nazikçe kurulamak
- Doktorun önerdiği nemlendirici dışında ürün kullanmamak
Diğer yandan iyi niyetle yapılan bazı hatalar durumu daha da kötüleştirebilir. Cildi tahriş edebilecek ve iltihabı artırabilecek bu uygulamalardan kesinlikle kaçınmak gerekir.
Cildi tahriş edebilecek ve durumu kötüleştirebilecek bazı yaygın hatalardan kaçınmak çok önemlidir.
- Sivilceleri sıkmak veya oynamak
- Cildi sertçe ovalamak veya liflemek
- Yağlı kremler, losyonlar veya bebek yağları sürmek
- Yetişkinler için olan akne ürünlerini kullanmak
- Doktora danışmadan kortizonlu krem uygulamak
Sivilceler çok inatçı, çok iltihaplı veya aile için çok endişe verici boyutlara ulaşırsa, hekim kontrolünde bazı topikal (cilde sürülen) ilaçlar düşünülebilir. Örneğin Malassezia mayasının rol oynadığı düşünülen NSP vakalarında, ketokonazol içeren antifungal bir krem kısa süreliğine kullanılabilir. Komedonların belirgin olduğu gerçek akne durumunda ise çok nadiren, cildi tahriş etme riski en düşük olan hafif içerikli ürünler (örneğin azelaik asit) tercih edilebilir. Ancak bu tür tedavilere asla hekime danışmadan başlanmamalıdır.
Bebek Sivilcesi Ne Zaman Bir Uzman Tarafından Görülmelidir?
Yenidoğan döneminde görülen sivilcelerin ezici çoğunluğu, birkaç hafta veya ay içinde kendiliğinden, hiçbir iz bırakmadan tamamen kaybolur. Bu durumun bebeğinizin gelecekteki cilt sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisi yoktur ve ergenlikte şiddetli akne yaşayacağı anlamına gelmez. Bu nedenle ilk 6 hafta içinde ortaya çıkan tipik bir bebek sivilcesi için genellikle sabırlı olmak ve nazik bakım uygulamak yeterlidir.
Ancak bazı durumlar standart seyrin dışına çıkar ve daha yakından bir takip veya bir uzmanın değerlendirmesini gerektirir. Bu durumlar altta yatan başka bir sorunun habercisi olabileceğinden veya kalıcı iz bırakma riski taşıdığından, “kırmızı bayrak” olarak kabul edilir. Ebeveynlerin bu belirtileri tanıması ve zamanında hekime başvurması önemlidir.
Bazı durumlar bir uzmanın değerlendirmesini gerektirir ve bunlar ‘kırmızı bayrak’ olarak kabul edilir.
- Sivilcelenme 6. haftadan sonra başlıyorsa (İnfantil Akne)
- Sivilceler çok şiddetli, derin ve kistikse
- Sivilceler iz bırakmaya başladıysa
- Döküntü 1 ila 7 yaş arasında ortaya çıktıysa
- Akneye ek olarak erken kıllanma gibi hormonal belirtiler varsa
- Bebeğiniz genel olarak hasta, ateşli veya huzursuz görünüyorsa
Eğer bebeğinizde bu “kırmızı bayrak” olarak tanımlanan durumlardan herhangi biri mevcutsa, çocuk doktorunuz sizi bir Çocuk Dermatoloji (Cildiye) Uzmanı veya Çocuk Endokrinoloji Uzmanına yönlendirecektir. İnfantil akne gibi iz bırakma riski taşıyan durumlarda dermatologlar, yara izini önlemeye yönelik daha etkili tedaviler planlayabilir. Orta çocukluk çağı aknesi veya hormonal bozukluk şüphesi olan durumlarda ise endokrinoloji uzmanları, altta yatan nedeni araştırmak için gerekli testleri ve değerlendirmeleri yapacaktır. Unutmayın ki doğru zamanda atılan doğru adımlar, bebeğinizin hem bugünkü hem de gelecekteki sağlığı için en değerli yatırımdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Bebek aknesi neden oluşur ve hangi dönemde görülür?
Bebek aknesi genellikle doğumdan sonraki ilk haftalarda annenin hormonlarının etkisiyle gelişir. Yenidoğanın cilt bezleri geçici olarak fazla çalıştığı için küçük kırmızı sivilceler ortaya çıkar.
Bebek aknesi enfeksiyon belirtisi midir?
Hayır, bebek aknesi genellikle enfeksiyon kaynaklı değildir. Cilt yüzeyindeki geçici hormonal değişikliklere bağlıdır ve çoğu durumda kendiliğinden düzelir.
Bebek aknesi tedavisinde krem veya ilaç kullanmak gerekir mi?
Hafif bebek aknesi genellikle tedavi gerektirmez. Ancak lezyonlar yaygınsa veya uzun sürerse, doktor önerisiyle hafif antiseptik ya da nemlendirici ürünler kullanılabilir.
Bebek aknesi bulaşıcı bir durum mudur?
Bebek aknesi bulaşıcı değildir. Ciltteki gözeneklerin tıkanması ve hormon etkisiyle oluşur, diğer bebeklere veya kişilere geçmez.
Bebek aknesi ile alerjik döküntüler nasıl ayırt edilir?
Bebek aknesi genellikle küçük beyaz veya kırmızı sivilceler şeklindedir ve kaşıntı yapmaz. Alerjik döküntüler ise yaygın, kaşıntılı ve farklı bölgelerde dalgalı seyreder.
Bebek aknesinde banyo ve cilt bakımı nasıl olmalıdır?
Bebeğin cildi günde bir kez ılık suyla yıkanmalı, sabun kullanılacaksa parfümsüz ve bebeklere özel olmalıdır. Cilt nazikçe kurulanmalı, kesinlikle sıkma veya ovalama yapılmamalıdır.
Anne sütü bebek aknesine iyi gelir mi yoksa kötüleştirir mi?
Anne sütü genellikle ciltte yatıştırıcı etki gösterir. Ancak doğrudan sivilceli bölgeye sürülmesi önerilmez; hijyen koşullarına dikkat edilmesi yeterlidir.
Bebek aknesi ne kadar sürede geçer?
Çoğu bebekte akne birkaç hafta içinde kendiliğinden kaybolur. Bazı durumlarda bu süreç birkaç aya kadar uzayabilir, ancak kalıcı iz bırakmaz.
Bebek aknesi ileride cilt sorunlarına yol açar mı?
Hayır, bebek aknesi genellikle geçici bir durumdur ve ileri yaşlarda sivilceye yatkınlık oluşturmaz. Cilt tamamen normale döner.
Bebek aknesi için doktora ne zaman başvurulmalıdır?
Sivilceler iltihaplı hale gelirse, hızla yayılırsa veya ateş ve huzursuzluk eşlik ederse mutlaka bir çocuk doktoruna danışılmalıdır.

Prof. Dr. Durgül Yılmaz, çocuk sağlığı ve hastalıkları ile çocuk acil tıp alanlarında 25 yılı aşkın klinik ve akademik deneyime sahip bir uzmandır. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Prof. Dr. Yılmaz, aynı kurumda profesörlük unvanını alarak uzun yıllar akademik çalışmalar yürütmüştür. Çocuk Acil Tıp Derneği Başkanlığı (2009–2015), Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Eğitim Koordinatörlüğü (2010–2015) ve APLS Türkiye Koordinatörlüğü (2009–2016) görevleriyle ülkemizde çocuk acil tıbbının gelişimine öncülük etmiştir.
Klinik ilgi alanları arasında pediatrik acil başvurular, travma, nöbet yönetimi, solunum yolu enfeksiyonları, çocuk zehirlenmeleri ve akut apandisit tanısında yapay zekâ uygulamaları yer almaktadır. Ayrıca Cincinnati Children’s Hospital’da konuk öğretim üyesi olarak görev yapmış, çocuk acil servis yönetimi ve toksikoloji alanlarında uluslararası deneyim kazanmıştır.
Prof. Dr. Durgül Yılmaz’ın çalışmaları Brain Research, World Journal of Surgery, Seizure ve Pediatric Emergency Care gibi prestijli dergilerde yayımlanmıştır. 2022 yılından itibaren İzmir’deki özel kliniğinde tam zamanlı olarak hasta kabul etmekte olup, bilimsel yaklaşımı ve hasta güvenliğine dayalı modern pediatrik acil tıp uygulamalarıyla tanınmaktadır.


