Bebeklerde mide üşütmesi, halk arasındaki isminin aksine soğuk havayla ilgili bir durum değil genellikle Norovirüs ve Rotavirüs gibi bulaşıcı virüslerin yol açtığı bir mide-bağırsak enfeksiyonudur. Tıbbi olarak akut gastroenterit olarak adlandırılan bu tablo sindirim sisteminin iltihaplanması sonucu ani başlayan ishal ve kusma gibi belirtilerle ortaya çıkar. Enfeksiyonun kendisi genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden düzelir. Bu süreçteki asıl tehlike, vücudun kaybettiği su ve elektrolitlerin yerine konmamasıdır. Bu nedenle tedavinin temelini, ishali veya kusmayı durduran ilaçlar değil doğru sıvı ve beslenme desteği oluşturur.
Bebeklerde Mide Üşütmesi Nedir?
Mide üşütmesi, yani akut gastroenterit, sindirim sisteminin bir enfeksiyonudur. Bir virüs, bakteri veya nadiren bir parazit mideye ve bağırsaklara yerleştiğinde, buradaki hassas dengeyi bozar. Vücut bu istenmeyen misafiri dışarı atmak için doğal bir savunma mekanizması olarak ishal ve kusmayı başlatır. Tanımlayıcı özellik, bebeğin kakasının kıvamının aniden değişmesi ve normalden çok daha sulu veya gevşek hale gelmesidir. Aynı zamanda kaka yapma sıklığı da artar. Bu durum genellikle birkaç gün sürer; kusma genellikle 1-2 gün içinde kesilirken, ishal 7-10 güne kadar uzayabilir ancak çoğu zaman 3-5 gün içinde hafifler.
Bu süreçte en sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:
- Sulu ve sık dışkılama (ishal)
- Mide bulantısı ve kusma
- Hafif veya orta derecede ateş
- Karın ağrısı veya kramplar
- İştahsızlık
- Huzursuzluk ve keyifsizlik
Mide Üşütmesinde Görülen İshalin Farklı Türleri Var Mıdır?
Evet, ishalin karakteri bize hastalığın nedeni hakkında önemli ipuçları verir. Bir hekim olarak değerlendirmede ilk baktığımız şeylerden biri budur. İshali temel olarak iki ana gruba ayırabiliriz:
Sulu, Kansız İshal (İnflamatuar Olmayan): Bu çocukluk çağı mide üşütmelerinin en sık görülen şeklidir. Dışkı bol suludur, içinde kan veya sümüksü bir yapı (mukus) bulunmaz. Genellikle ateş ya hiç yoktur ya da hafiftir. Bu tablo mikropların bağırsak duvarına büyük bir hasar vermeden, sadece sıvı emilim dengesini bozduğu durumlarda ortaya çıkar. Çocuklardaki ishallerin büyük çoğunluğuna neden olan virüsler bu tür bir ishale yol açar.
Kanlı, Mukuslu İshal (İnflamatuar): Bu durum daha ciddi bir enfeksiyonun habercisi olabilir. Dışkıda gözle görülür kan veya mukus bulunur ve bu tabloya tıp dilinde dizanteri denir. Genellikle bu ishale daha ciddi belirtiler de eşlik eder. Bu belirtiler aşağıdaki gibidir:
- Yüksek ateş
- Şiddetli karın ağrısı
- Sürekli tuvalete çıkma hissi
Bu tablo genellikle Shigella veya Campylobacter gibi bakterilerin bağırsak duvarını işgal edip orada iltihap ve küçük yaralar oluşturması sonucu ortaya çıkar. Bu nedenle dışkıda kan görülmesi, bakteriyel bir enfeksiyon şüphesini artıran ve mutlaka doktor değerlendirmesi gerektiren bir durumdur.
Mide Üşütmesine Hangi Mikroplar Neden Olur?
Bebeğinizin bu rahatsızlığı yaşamasının ardında küçük, gözle görülmeyen canlılar vardır. Bunları virüsler, bakteriler ve parazitler olarak üç ana gruba ayırabiliriz. Ancak bu gruplar arasında ezici bir üstünlükle en sık karşılaştığımız suçlular virüslerdir.
Virüsler: En Yaygın Neden
Çocuklarda görülen mide-bağırsak enfeksiyonlarının yaklaşık %75-90’ının arkasında virüsler vardır. Virüsler çok kolay bulaşır. Genellikle enfekte bir kişinin dışkısıyla kirlenmiş eller, oyuncaklar veya yüzeyler aracılığıyla ağız yoluna ulaşırlar. Bu nedenle kreş gibi toplu yaşam alanlarında hızla yayılabilirler.
- Norovirüs: Eskiden bu alanın lideri rotavirüstü. Ancak rotavirüs aşılarının yaygınlaşmasıyla birlikte tahtını norovirüse kaptırdı. Norovirüs şu anda tüm yaş gruplarında en sık görülen mide üşütmesi nedenidir. Çok bulaşıcıdır ve özellikle kusmanın çok ön planda olduğu, ani ve fırtınalı bir başlangıç yapar. Hastalık genellikle 1-3 gün gibi kısa sürer ama oldukça şiddetli geçebilir.
- Rotavirüs: Aşı sayesinde sıklığı çok azalmış olsa da özellikle aşılanmamış bebeklerde hala şiddetli ve bol sulu ishale neden olabilen önemli bir virüstür. Kusma ile başlar, ardından 5-7 gün sürebilen, ciddi sıvı kaybına yol açabilen bir ishal dönemi gelir. Aşılamanın bu virüse karşı ne kadar etkili bir koruma sağladığını gösteren en güzel örnektir.
- Adenovirüs: Genellikle 2 yaş altı çocukları etkiler. Diğer virüslerden ayıran en önemli özelliği, ishalin 1-2 hafta gibi daha uzun sürebilmesidir.
Bakteriler: Daha Nadir Ama Daha Ciddi
Vakaların daha küçük bir kısmını oluştursalar da bakteriyel enfeksiyonlar genellikle daha ağır seyreder. Eğer bebeğinizde yüksek ateş varsa ve kakasında kan veya mukus gördüyseniz, akla ilk olarak bakteriyel bir neden gelmelidir. Bakteriler genellikle “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen, iyi pişmemiş et, tavuk, yumurta veya pastörize edilmemiş süt gibi kontamine gıdalarla bulaşır.
En sık karşılaşılan bakteriyel etkenlerden bazıları şunlardır:
- Salmonella
- Campylobacter
- Shigella
- 1. coli (bazı türleri)
Parazitler: Uzayan İshallerin Şüphelisi
Parazitler, gelişmiş ülkelerde akut ishalin nadir bir nedenidir. Ancak eğer bir ishal 14 günden, yani iki haftadan daha uzun sürüyorsa, altta yatan bir parazit enfeksiyonu olup olmadığını araştırmak gerekir. Genellikle kirli içme suları veya havuz sularıyla bulaşırlar.
Doktora Gittiğimizde Bizi Neler Bekler?
Bebeğinizin muayenesi, aslında sizin anlattıklarınızla başlar. Bir ebeveyn olarak sizin gözlemleriniz, tanıya giden yoldaki en değerli bilgilerdir. Hekim, durumu anlamak için size bir dizi soru soracaktır. Bu süreçte sakin ve detaylı cevaplar vermeniz çok önemlidir.
Doktorunuzun muhtemelen soracağı sorular şunlardır:
- Şikayetler ne zaman başladı?
- Günde kaç kez kustu ve ne kadar ishal yaptı?
- Kusmuğun veya kakanın içinde kan, mukus veya yeşil renkli safra var mıydı?
- En son ne zaman ve ne kadar sıvı aldı?
- Son 24 saatte kaç tane bezini ıslattı? (Bu sıvı alımının yeterli olup olmadığını anlamak için en önemli sorulardan biridir.)
- Ateşi ne kadar yükseldi?
- Genel durumu nasıl? Oyun oynuyor mu, yoksa sürekli uyumak mı istiyor?
- Evde veya kreşte hasta olan başka biri var mı?
Bu sorulardan sonra hekim, bebeğinizin fizik muayenesine geçer. Bu muayenenin amacı, hastalığın ciddiyetini anlamak ve en önemlisi sıvı kaybının derecesini belirlemektir. Bebeğinizin genel görünümüne, bilinç durumuna bakar. Kalbini dinleyerek atım hızını, akciğerlerini dinleyerek solunumunu kontrol eder. Ağız içinin kuruluğuna, göz kürelerinin çökük olup olmadığına, bıngıldağının durumuna ve en önemlisi cildinin esnekliğine bakar. Karın cildini hafifçe sıkarak bıraktığında cildin ne kadar sürede eski haline döndüğünü kontrol eder; bu basit test, vücuttaki su miktarı hakkında değerli bilgiler verir.
Mide Üşütmesinde Hangi ‘Kırmızı Bayrak’ Belirtilerine Dikkat Etmeliyim?
Çoğu mide üşütmesi vakası evde yönetilebilir. Ancak bazı durumlar altta yatan daha ciddi bir sorunun habercisi olabilir ve acil tıbbi müdahale gerektirir. Bu “kırmızı bayrak” belirtilerini her ebeveynin bilmesi hayati önem taşır. Eğer bebeğinizde aşağıdaki belirtilerden herhangi birini fark ederseniz, derhal en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalısınız.
Acil durum sinyali veren kırmızı bayraklar şunlardır:
- Yeşil veya safralı kusma: Bu bağırsak tıkanıklığı gibi çok ciddi bir durumun işareti olabilir.
- Kanlı kusma veya kanlı ishal: Özellikle bol miktarda kan varsa acil değerlendirme gerekir.
- Bilinç durumunda değişiklik: Bebeğinizin sürekli uyuklaması, uyandırılamaması, aşırı bitkin ve gevşek olması en tehlikeli işaretlerden biridir.
- Şiddetli ve sürekli karın ağrısı: Bebek sürekli ağlıyor, bacaklarını karnına çekiyor ve rahatlayamıyorsa.
- Sıvı almayı tamamen reddetme: Saatlerdir ağzına hiçbir şey koymuyorsa.
- 8-12 saatten uzun süre idrar yapmama: Bezinin kuru kalması ciddi sıvı kaybının bir göstergesidir.
- Dolaşım bozukluğu belirtileri: Ellerin ve ayakların soğuk, soluk veya benekli bir görünüm alması.
- Nefes almada zorluk: Hızlı veya zorlanarak nefes alıp verme.
- Yüksek ateş: Özellikle 3 aydan küçük bebeklerde ateş her zaman ciddiye alınmalıdır.
Bebeğime Kan veya Kaka Tahlili Yapılması Gerekir mi?
Bu ailelerin en sık sorduğu sorulardan biridir. Çoğu durumda tipik bir viral mide üşütmesi için herhangi bir tahlile gerek yoktur. Tanı, sizin anlattıklarınız ve fizik muayene bulgularıyla konulur ve tedavi bu bilgilere göre şekillendirilir. Sonuçta, virüsün adını bilmek, sıvı ve beslenme desteğine dayalı olan tedaviyi değiştirmez.
Ancak bazı özel durumlarda tahliller gerekli olabilir.
Kan tahlili gerektirebilecek durumlar:
- Orta veya şiddetli derecede sıvı kaybı şüphesi
- Bebeğin damardan sıvı tedavisine (serum) ihtiyacı olması
- Bilinç durumunda değişiklik olması
- Kaka tahlili gerektirebilecek durumlar:
- Dışkıda kan veya mukus görülmesi
- İshalin iki haftadan uzun sürmesi
- Bebeğin bağışıklık sisteminde bir sorun olması
- Yakın zamanda yurtdışı seyahati öyküsü
- Şiddetli hastalık tablosu
Mide Üşütmesinin En Büyük Tehlikesi Olan Sıvı Kaybı (Dehidrasyon) Neden Önemlidir?
Bir ebeveyn için bebeğinin hasta olduğunu, özellikle de sürekli kustuğunu ve ishal olduğunu görmekten daha endişe verici çok az şey vardır. Aklınızdaki ilk soru “Yeterince sıvı alıyor mu?” olur. Bu çok yerinde bir endişe, çünkü gastroenteritte asıl savaşımız mikroplardan çok, onların neden olduğu sıvı kaybıyladır. Dehidrasyon, vücudun kusma ve ishal yoluyla aldığı sıvıdan daha fazlasını kaybetmesi durumudur. Bebekler, vücutlarındaki su oranı yetişkinlere göre çok daha yüksek olduğu ve kaybettikleri sıvıyı hızlıca yerine koyamadıkları için dehidrasyona karşı çok daha hassastır. Hafif bir sıvı kaybı bile onları hızla etkileyebilir ve durum ciddileşirse hayati tehlike oluşturabilir. Bu nedenle tedavinin temel amacı, mikrobu öldürmek değil vücudun kaybettiği su ve tuzları yerine koymaktır.
Bebeğimin Sıvı Kaybettiğini Hangi Belirtilerden Anlarım?
Bebeğinizin dehidrasyon durumunu evde gözlemleyerek anlamanız mümkündür. Sıvı kaybı hafif, orta ve şiddetli olmak üzere üç aşamada değerlendirilir.
Hafif Sıvı Kaybı: Bu başlangıç evresidir ve belirtiler oldukça siliktir. Bebeğiniz normalden biraz daha huzursuz olabilir, daha sık su veya meme isteyebilir. Ağzının içi her zamanki gibi ıslak değil hafif yapışkan bir his verebilir. Gözyaşı vardır ama belki biraz azalmıştır. Genel olarak hala aktif ve oyuncudur.
Orta Derecede Sıvı Kaybı: Bu aşamada belirtiler artık daha nettir ve dikkatli olmayı gerektirir. Bu durumun belirgin işaretleri şunlardır:
- Belirgin huzursuzluk veya tam tersi uykuya meyil (letarji)
- Ağlarken gözyaşı olmaması veya çok az olması
- Ağız ve dilin belirgin şekilde kuru olması
- Göz kürelerinin içeri doğru çökük görünmesi
- Bıngıldağın normalden daha çökük olması
- İdrar miktarının azalması (örneğin 6-8 saattir bezinin kuru olması)
- Kalp atışlarının hızlanması
- Cildin esnekliğinin azalması (karın cildi sıkılıp bırakıldığında yavaşça düzelir)
Şiddetli Sıvı Kaybı: Bu acil tıbbi müdahale gerektiren hayati tehlike taşıyan bir durumdur. Bebeğinizde bu belirtilerden bir veya birkaçı varsa, derhal bir hastanenin acil servisine gitmelisiniz.
- Aşırı uyku hali, uyarılara cevap vermeme, gevşeklik
- Çok zayıf veya hızlı nabız
- Derin ve hızlı nefes alıp verme
- Çok çökük gözler ve bıngıldak
- Soğuk, soluk, benekli cilt (mermer gibi görünüm)
- Hiç idrar yapmama (12 saatten uzun süre)
- Cilt sıkılıp bırakıldığında düzelmemesi veya çok yavaş düzelmesi
Bebeklerde Mide Üşütmesi Nasıl Tedavi Edilir?
Mide üşütmesi tedavisinin temel taşı, ishal veya kusmayı durdurmaya çalışmak değil vücudun bu yolla kaybettiği sıvıyı ve elektrolitleri (tuzları) yerine koymaktır. Vücudun savunma sistemi mikropla savaşırken, bizim görevimiz vücuda bu savaşı kazanması için ihtiyacı olan desteği, yani suyu ve besini sağlamaktır. Tedavinin yöntemi, bebeğinizin sıvı kaybının derecesine göre belirlenir.
Evde Sıvı Tedavisini Nasıl Uygulamalıyım?
Hafif ve orta dereceli sıvı kaybı olan bebeklerde, damardan serum takılmasına gerek yoktur. “Ağızdan Sıvı Tedavisi” (AST) en az damar yoluyla tedavi kadar etkili, daha güvenli ve daha konforlu bir yöntemdir. Ancak bu tedavinin başarılı olması bazı kurallara bağlıdır.
Bu tedavinin kahramanı, eczanelerde satılan ve “Oral Rehidrasyon Sıvısı” (ORS) olarak bilinen özel toz veya sıvılardır. Bu solüsyonlar, basit bir tuzlu-şekerli su değildir. İçerikleri, bağırsaklardan su ve tuzların en verimli şekilde emilmesini sağlayacak şekilde bilimsel olarak ayarlanmıştır. Meyve suyu, kola, şekerli su veya sporcu içecekleri gibi sıvılar, yüksek şeker içerikleri nedeniyle ishali daha da kötüleştirebileceği için kesinlikle kullanılmamalıdır.
Evde ORS uygulamasının temel adımları şunlardır:
- Sabırlı olun. Bu bir maraton, sprint değil.
- Bebeğinize asla zorla ve biberonla büyük miktarlarda sıvı vermeye çalışmayın.
- Bir şırınga veya çay kaşığı kullanın.
- Her 5 dakikada bir 5-10 ml (bir-iki çay kaşığı) kadar verin.
- Eğer bebeğiniz kusarsa panik yapmayın. 30-60 dakika bekleyip midesinin sakinleşmesine izin verin.
- Ardından aynı şekilde küçük miktarlarla tekrar başlayın.
Amaç mideyi bir anda doldurmak değil sürekli olarak az miktarda sıvının emilmesini sağlamaktır.
Ne Zaman Hastanede Damardan Sıvı Tedavisi Gerekir?
Damardan sıvı (serum) tedavisi, ağızdan sıvı alımının mümkün olmadığı veya yetersiz kaldığı daha ciddi durumlar için gereklidir. Aşağıdaki durumlarda bebeğinizin hastaneye yatırılarak damardan tedavi alması gerekebilir.
- Şiddetli sıvı kaybı belirtileri varlığında
- Bilinç durumunda bozulma veya şok tablosunda
- Ağızdan verilen sıvıları sürekli ve fışkırır tarzda kusuyorsa
- Ağızdan sıvı alımını tamamen reddediyorsa
- Altta yatan başka ciddi bir hastalık varsa
Mide Üşütmesi Sırasında Bebeğimi Nasıl Beslemeliyim?
Eskiden “ishali olan çocuğun bağırsağını dinlendirmek için aç bırakılması” gibi bir inanış vardı. Modern tıp, bu yaklaşımın tamamen yanlış olduğunu ve hatta zararlı olabileceğini kanıtlamıştır. Bağırsak duvarının iyileşmesi ve kendini onarması için besinlere ihtiyacı vardır. Erken beslenme, ishalin süresini kısaltır ve bebeğin daha hızlı toparlanmasını sağlar.
Anne sütü alıyorsa: Emzirmeye asla ara vermeyin. Hatta her zamankinden daha sık emzirin. Anne sütü hem en ideal sıvıdır hem de içerdiği koruyucu maddelerle iyileşmeye yardımcı olur.
Mama ile besleniyorsa: Normal mamasını vermeye devam edin. Mamayı sulandırmak veya değiştirmek genellikle gerekli değildir ve bebeğin yetersiz kalori almasına neden olabilir.
Ek gıdaya geçmişse: Sıvı kaybı düzeltildikten sonra bebeğinizin iştahı yerine geldikçe normal, sevdiği ve kolay sindirilebilir yiyeceklere (yoğurt, patates püresi, pirinç lapası, haşlanmış tavuk gibi) başlayabilirsiniz. Muz, pirinç, elma, tost (BRAT diyeti) gibi kısıtlayıcı diyetlerin bir faydası yoktur.
Mide Bulantısı veya İshal İçin Hangi İlaçlar Kullanılabilir?
Bu konuda çok dikkatli olmak gerekir. Eczaneden veya başka birinin tavsiyesiyle bilinçsizce ilaç kullanmak tehlikeli olabilir.
Kusma Önleyici İlaçlar: Bu ilaçların rutin kullanımı önerilmez. Ancak hastane ortamında, şiddetli kusma nedeniyle ağızdan sıvı alımı yapılamayan durumlarda, hekim kontrolünde tek doz bir ilaç (ondansetron) uygulanabilir.
İshal Kesici İlaçlar: Loperamid gibi bağırsak hareketlerini yavaşlatan ilaçlar, bebeklerde ve küçük çocuklarda KESİNLİKLE KULLANILMAMALIDIR. Bu ilaçlar, vücudun mikropları dışarı atmasını engelleyerek enfeksiyonun uzamasına ve ağırlaşmasına neden olabilir. Ayrıca ciddi yan etkileri de vardır:
Probiyotikler: Bazı probiyotik türlerinin (özellikle Lactobacillus rhamnosus GG ve Saccharomyces boulardii) ishal süresini yaklaşık bir gün kısaltabildiğine dair kanıtlar vardır. Tedaviye eklenebilirler.
Çinko Takviyesi: Dünya Sağlık Örgütü, ishal tedavisinde çinko takviyesini önermektedir. Çinkonun faydaları şunlardır:
- Mevcut ishalin süresini ve şiddetini azaltır.
- Vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir.
- Sonraki 2-3 ay boyunca yeni ishal ataklarını önlemeye yardımcı olur.
Sıkça Sorulan Sorular
Bebeklerde mide üşütmesi neden olur?
Bebeklerde mide üşütmesi genellikle virüs veya bakterilerin mide-bağırsak sistemine yerleşmesiyle oluşur. Soğuk hava, hijyen eksikliği veya bozulmuş gıdalar da mide enfeksiyonuna zemin hazırlayabilir.
Mide üşütmesi bebeklerde hangi belirtilerle ortaya çıkar?
Bebeklerde mide üşütmesi genellikle kusma, ishal, ateş ve karın ağrısı ile kendini gösterir. Ayrıca iştahsızlık, huzursuzluk ve sıvı kaybı belirtileri de sıkça görülür.
Bebeklerde mide üşütmesine ne iyi gelir?
Mide üşütmesi geçiren bebeklerde en önemli nokta sıvı desteğidir. Anne sütü, formül mama veya doktorun önerdiği elektrolit solüsyonları verilmeli, katı gıdalar geçici olarak azaltılmalıdır.
Mide üşütmesi olan bebek ne zaman doktora götürülmeli?
Eğer bebekte yüksek ateş, sürekli kusma, kanlı ishal veya aşırı halsizlik varsa, vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Uzun süren sıvı kaybı dehidratasyona yol açabilir.
Bebeklerde mide üşütmesi kaç gün sürer?
Hafif mide üşütmeleri genellikle 2 ila 4 gün içinde düzelir. Ancak ağır enfeksiyonlar 7 güne kadar sürebilir. İyileşme süreci, enfeksiyonun nedenine ve bebeğin bağışıklık durumuna bağlıdır.
Mide üşütmesi bebeklerde ateş yapar mı?
Evet, özellikle viral enfeksiyonlarda mide üşütmesi ateşle birlikte seyreder. Bu durum vücudun enfeksiyonla savaşma tepkisidir. Ateş yüksekliği 38°C’yi geçerse doktora danışılmalıdır.
Mide üşütmesi olan bebeklere ne yedirilmemelidir?
Yağlı, şekerli veya gaz yapan gıdalar mideyi zorlayabilir. Süt dışındaki süt ürünleri, meyve suları ve hazır gıdalardan uzak durulmalı, sindirimi kolay besinler tercih edilmelidir.
Mide üşütmesi sonrası bebeklerde beslenme nasıl olmalı?
İyileşme döneminde bebeklere az miktarda ama sık beslenme önerilir. Bağırsak florasını desteklemek için probiyotik içerikli mamalar veya doktor onaylı takviyeler verilebilir.
Bebeklerde mide üşütmesi bulaşıcı mıdır?
Evet, mide üşütmesi genellikle bulaşıcıdır. Virüsler temas, öpüşme veya ortak kullanılan eşyalarla geçebilir. Ellerin sık yıkanması ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerekir.
Bebeklerde mide üşütmesini önlemek için neler yapılabilir?
Bebeklere hijyenik koşullarda hazırlanmış gıdalar verilmelidir. Eller sıkça yıkanmalı, biberonlar steril tutulmalı ve bebeğin soğuk havada aşırı üşümesi engellenmelidir.

Prof. Dr. Durgül Yılmaz, çocuk sağlığı ve hastalıkları ile çocuk acil tıp alanlarında 25 yılı aşkın klinik ve akademik deneyime sahip bir uzmandır. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Prof. Dr. Yılmaz, aynı kurumda profesörlük unvanını alarak uzun yıllar akademik çalışmalar yürütmüştür. Çocuk Acil Tıp Derneği Başkanlığı (2009–2015), Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Eğitim Koordinatörlüğü (2010–2015) ve APLS Türkiye Koordinatörlüğü (2009–2016) görevleriyle ülkemizde çocuk acil tıbbının gelişimine öncülük etmiştir.
Klinik ilgi alanları arasında pediatrik acil başvurular, travma, nöbet yönetimi, solunum yolu enfeksiyonları, çocuk zehirlenmeleri ve akut apandisit tanısında yapay zekâ uygulamaları yer almaktadır. Ayrıca Cincinnati Children’s Hospital’da konuk öğretim üyesi olarak görev yapmış, çocuk acil servis yönetimi ve toksikoloji alanlarında uluslararası deneyim kazanmıştır.
Prof. Dr. Durgül Yılmaz’ın çalışmaları Brain Research, World Journal of Surgery, Seizure ve Pediatric Emergency Care gibi prestijli dergilerde yayımlanmıştır. 2022 yılından itibaren İzmir’deki özel kliniğinde tam zamanlı olarak hasta kabul etmekte olup, bilimsel yaklaşımı ve hasta güvenliğine dayalı modern pediatrik acil tıp uygulamalarıyla tanınmaktadır.


