Bebeklerde sarılık, bilirubin artışı sonucu cilt ve skleralarda sararma ile seyreder; çoğu fizyolojik olup ilk 72 saatte belirir ve bir-iki hafta içinde geriler. Ancak yüksek düzeyler kernikterus riski taşır; izlem ve gerektiğinde fototerapi uygulanır, hekim değerlendirmesi şarttır.
Bebeklerde sarılık nedenleri ve risk faktörleri, erken doğum, emzirme yetersizliği, ABO/Rh uyuşmazlığı ve hematom emilimini içerir. Koyu idrar, soluk dışkı veya letarji alarm bulgusudur. Serum bilirubin ölçümü, saat-bazlı nomogramla risk sınıflaması için kullanılır.
Bebeklerde sarılık tedavisi ve izlem, ağırlığa göre fototerapi, sıvı desteği ve nadiren değişim transfüzyonunu kapsar. Anne sütü sarılığı durumunda emzirme sürdürülür; beslenme aralıkları düzenlenir. Evde renk takibi yanıltıcıdır; laboratuvar kontrolü ve klinik izlem esastır.
Bebeklerde sarılıkta aile eğitimi, uyku-uyanıklık hali, emme gücü, idrar-dışkı rengi ve sarılığın yayılımını izlemeyi içerir. İlk hafta pediatrik kontrol planlanır. Gözle sarılık fark edilmese de riskli bebeklerde transkütan veya serum bilirubin ölçümü geciktirilmeden yapılmalıdır.
| Nedenler | Fizyolojik sarılık, anne sütü sarılığı, prematürite, kan grubu uyuşmazlığı (ABO, Rh), enfeksiyon, enzim eksiklikleri, karaciğer hastalıkları, iç kanama |
| Belirtiler | Ciltte ve göz aklarında sararma, halsizlik, beslenme güçlüğü, uykuya meyil, kilo alımında azalma, koyu idrar, soluk dışkı |
| Risk Faktörleri | Erken doğum, düşük doğum ağırlığı, ailede sarılık öyküsü, doğum travması, hızlı kilo kaybı, emzirememe |
| Tanı Yöntemleri | Fizik muayene, bilirubin düzeyi ölçümü (kan testi), transkütan bilirubin ölçümü, kan grubu ve Coombs testi |
| Tedavi Seçenekleri | Fototerapi (ışık tedavisi), anne sütüne devam, ağır vakalarda kan değişimi, altta yatan nedene yönelik tedavi |
| Önleme Yöntemleri | Emzirmenin erken ve sık başlatılması, doğum sonrası yakın takip, riskli bebeklerin düzenli kontrolleri |
| Ne Zaman Doktora Başvurmalı | Sarılığın ilk 24 saatte başlaması, ciltte yaygınlaşma, koyu idrar ve soluk dışkı, beslenme güçlüğü veya aşırı uyku hali, huzursuzluk, hızlı kilo kaybı, ateş gibi durumlarda |
Bebeklerde Sarılık Nedir ve Neden Olur?
Bebeklerde sarılık, en temel anlatımıyla, kan dolaşımında “bilirubin” adını verdiğimiz sarı renkli bir pigmentin birikmesi sonucu oluşur. Bu birikim belirli bir seviyeyi aştığında, cilde ve göz aklarına o tipik sarı rengi verir.
Peki, bu bilirubin nereden geliyor? Aslında bilirubin, vücudumuzdaki eskiyen kırmızı kan hücrelerinin parçalanmasıyla ortaya çıkan doğal bir atık üründür. Vücudumuzdaki her hücre gibi kırmızı kan hücrelerinin de bir ömrü vardır. Görevlerini tamamladıklarında, karaciğerimiz tarafından bir nevi geri dönüşüm fabrikası gibi işlenerek vücuttan atılırlar.
Yenidoğan bir bebekte sarılığın sık görülmesinin temelinde yatan mantık ise oldukça basittir. Bebekler, anne karnındayken ihtiyaç duydukları oksijeni plasenta yoluyla aldıkları için, dış dünyaya göre çok daha fazla sayıda kırmızı kan hücresine sahiptirler. Doğumla birlikte kendi akciğerleriyle nefes almaya başladıklarında, bu fazla kırmızı kan hücrelerine artık ihtiyaç kalmaz ve bu hücreler hızla parçalanmaya başlar. Bu durum normalden çok daha fazla bilirubin üretilmesine yol açar. İşte tam bu noktada bebeğin karaciğeri devreye girer. Ancak bir yenidoğanın karaciğeri, adeta yeni açılmış bir fabrika gibidir; henüz tam kapasiteyle çalışmaya başlamamıştır. Dolayısıyla bu artan bilirubin yükünü hızlı bir şekilde işleyip vücuttan uzaklaştırmakta zorlanabilir. Sonuç olarak işlenemeyen bilirubin kanda birikir ve sarılığa neden olur. Çoğu bebekte bu durum karaciğer birkaç gün içinde olgunlaşıp tam kapasite çalışmaya başladığında kendiliğinden düzelir.
Bebeklerde Sarılık Belirtileri Nelerdir ve Evde Nasıl Anlaşılır?
Bebeklerde sarılık belirtileri arasında en göze çarpan ve ilk fark edilen, bebeğin cildinde ve gözlerinin beyaz kısımlarında (sklera) ortaya çıkan sarı renk değişimidir. Bu sararma genellikle doğumdan sonraki ikinci veya üçüncü günde belirginleşir.
Sarılığın varlığını ve şiddetini evde kabaca anlamanın bazı pratik yolları vardır. Bu kontrolü mutlaka doğal gün ışığı alan bir pencere önünde yapmalısınız, çünkü yapay aydınlatma renkleri olduğundan farklı gösterebilir. Bebeğinizin cildine, özellikle alnına veya burnunun üzerine, parmağınızla nazikçe bastırıp çektiğinizde cildin ne renk olduğuna bakın. Parmağınızı çektikten sonra o bölgedeki cilt sarı kalıyorsa, bu sarılığın bir işaretidir. Eğer cilt rengi sadece anlık olarak açılıp hemen normal rengine dönüyorsa, muhtemelen endişe edecek bir durum yoktur. Koyu tenli bebeklerde bu sarılığı fark etmek biraz daha zor olabilir. Bu bebeklerde göz aklarına, avuç içlerine, ayak tabanlarına ve diş etlerine bakmak daha güvenilir bir yöntemdir.
Sarılığın vücuttaki yayılımı da önemlidir. Genellikle bilirubin seviyesi yükseldikçe sarılık baştan başlayarak aşağı doğru ilerler. Bazı temel belirtiler şunlardır:
- Yüzde başlayan sararma
- Göz aklarında belirgin sarılık
- Sarılığın göğse ve karın bölgesine yayılması
- Daha ileri durumlarda kollar ve bacaklara inen sarı renk
Bu ev kontrollerinin yalnızca bir ön fikir verdiğini ve asla profesyonel bir tıbbi değerlendirmenin yerini tutmayacağını unutmamak gerekir. En ufak bir şüpheniz olduğunda doktorunuza danışmanız en doğrusudur.
Bebeklerde Sarılık Durumunda Hangi Belirtiler Acildir ve Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?
Yenidoğan sarılığı genellikle kendi seyrinde iyileşse de bazı durumlar “alarm” niteliğindedir ve acil tıbbi yardım gerektirir. Bebeğinizin sadece cilt rengini değil genel durumunu ve davranışlarını da gözlemlemeniz çok önemlidir. Aşağıdaki belirtilerden herhangi birini fark ederseniz, hiç vakit kaybetmeden doktorunuza ulaşmalı veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalısınız.
Özellikle dikkat etmeniz gereken ciddi belirtiler şunlardır:
- Doğumdan sonraki ilk 24 saat içinde sarılığın başlaması
- Sarılığın renginin çok parlak (portakal gibi) veya koyu olması
- Sarılığın çok hızlı bir şekilde yayılması (özellikle bacaklara inmesi)
- Bebeğin aşırı uykulu olması, uyanmakta zorlanması
- Beslenmeyi reddetmesi veya emme gücünün zayıflaması
- Normalden farklı, tiz ve keskin bir sesle ağlaması
- Vücudunun gevşek, “bez bebek” gibi olması
- Aksine, kaslarının sertleşmesi ve vücudunu geriye doğru yay gibi kasması (opistotonus)
- Ateş
- Nöbet geçirmesi veya seğirmeler
Bu belirtilerin yanı sıra bebeğinizin bezini de takip etmelisiniz. Yeterli beslenemeyen bir bebek, bilirubini vücudundan atamaz. İlk birkaç günden sonra günde en az 6-8 ıslak bez ve 3-4 kirli bez görmeyi bekleriz. Bu sayılardaki azalma, yetersiz beslenmenin ve dolayısıyla sarılığın şiddetlenebileceğinin bir işareti olabilir.
Ayrıca sarılık olan bebek kakası rengi de bize çok önemli bilgiler verir. Bebeğin dışkısının sürekli olarak soluk, tebeşir beyazı veya cam macunu gibi renksiz olması, safra akışında bir sorun olduğunun en ciddi işaretlerinden biridir. Benzer şekilde idrarının sürekli olarak koyu, çay renginde olması (bezi sarıya boyaması) da bir karaciğer sorununa işaret edebilir. Bu iki durum da acil tıbbi değerlendirme gerektirir.
Bebeklerde Sarılık Çeşitleri Nelerdir?
Bebeklerde sarılık denildiğinde tek bir durumdan bahsetmeyiz. Sarılığın ortaya çıkış nedeni ve zamanlamasına göre farklı türleri vardır.
Fizyolojik Sarılık: Bu en sık karşılaştığımız ve “normal” kabul ettiğimiz sarılık türüdür. Genellikle doğumdan sonraki 2. veya 3. günde başlar. Temel nedeni, yukarıda bahsettiğimiz gibi bebeğin karaciğerinin geçici olarak olgunlaşmamış olmasıdır. Genellikle hafif seyreder ve 1-2 hafta içinde bebeğin karaciğeri geliştikçe kendiliğinden kaybolur.
Emzirme ile İlişkili Sarılıklar: Anne sütüyle beslenen bebeklerde sarılık daha sık görülür ve daha uzun sürebilir, ancak bu durum emzirmenin faydalarını asla gölgede bırakmaz.
Yetersiz Beslenmeye Bağlı Sarılık (Emzirme Sarılığı): Bu yaşamın ilk günlerinde, bebeğin henüz memeyi etkili bir şekilde kavrayamaması veya annenin sütünün yeterli miktarda gelmemesi gibi nedenlerle yeterli beslenememesi sonucu ortaya çıkar. Az beslenen bebeğin bağırsakları daha az çalışır ve bu da bilirubinin dışkıyla atılmasını zorlaştırır. Çözümü, emzirme danışmanlığı ile doğru emzirme tekniklerini öğrenmek ve beslenme sıklığını artırmaktır.
Anne Sütü Sarılığı: Bu durum yetersiz beslenmeden farklıdır. Genellikle ilk haftadan sonra başlar ve bazen bir ay veya daha uzun sürebilir. Anne sütünün içindeki bazı maddelerin, bilirubinin vücuttan atılımını geçici olarak yavaşlattığı düşünülmektedir. Bu sarılık türünde bebek son derece sağlıklıdır, iyi kilo alır, aktif ve mutludur. Genellikle zararsızdır ve emzirmeye kesinlikle devam edilmesi gerekir.
Patolojik Sarılık: Bu altta yatan bir tıbbi sorundan kaynaklanan ve daha ciddi olabilen sarılık türüdür. Genellikle ilk 24 saatte başlaması, bilirubin düzeylerinin çok hızlı yükselmesi gibi özellikleriyle kendini belli eder. Patolojik sarılığa yol açabilecek bazı nedenler şunlardır:
- Anne ve bebek arasında kan grubu uyuşmazlığı (ABO veya Rh uyuşmazlığı)
- Doğum sırasında oluşan büyük kanamalar veya morluklar (sefalhematom)
- Bebekteki ciddi enfeksiyonlar (sepsis)
- Karaciğer hastalıkları veya safra yollarında tıkanıklık (örneğin biliyer atrezi)
- Bazı genetik hastalıklar (örneğin G6PD enzim eksikliği)
- Bebeğin metabolik hastalıkları (örneğin hipotiroidi)
Bebeklerde Sarılık Gelişimi İçin Risk Faktörleri Hangileridir?
Her bebekte sarılık görülebilse de bazı bebekler şiddetli sarılık geliştirme açısından daha yüksek risk altındadır. Bu risk faktörlerinin bilinmesi, bebeğin daha yakından takip edilmesini sağlar.
Başlıca risk faktörleri şunlardır:
- Erken doğum (38. gebelik haftasından önce doğan bebekler)
- Doğum sırasında vakum veya forseps kullanılmasına bağlı ciddi kafa derisi morlukları
- Anne ile bebek arasında kan grubu uyuşmazlığı olması
- Annenin diyabet hastası olması
- Daha önceki kardeşin tedavi gerektiren sarılık geçirmiş olması
- Doğu Asya veya Akdeniz kökenli olmak
- Doğumdan sonraki ilk günlerde yeterince beslenememe ve aşırı kilo kaybı
- İlk 24 saat içinde sarılığın başlaması
Bu faktörlerden bir veya birkaçının varlığı, bebeğinizin kesinlikle ağır sarılık geçireceği anlamına gelmez, ancak doktorunuzun bebeğinizi daha dikkatli izlemesi için bir işarettir.
Bebeklerde Sarılık Tanısı Uzmanlar Tarafından Nasıl Konulur?
Bebeğinizde sarılık şüphesi olduğunda, tanıyı kesinleştirmek ve ciddiyetini belirlemek için bir dizi değerlendirme yapılır.
- Fizik Muayene: İlk adım, bebeğin genel durumunun ve sarılığın derecesinin bir hekim tarafından değerlendirilmesidir. Doktor, sarılığın vücuttaki yayılımını kontrol eder.
- Cilt Ölçümü (Transkutan Bilirubinometre): Bu en sevdiğimiz yöntemlerden biridir çünkü bebeğin canını hiç acıtmaz. El tipi bir cihaz bebeğin alnına veya göğsüne dokundurulur ve ciltten yansıyan ışığı analiz ederek kan bilirubin düzeyi hakkında hızlı ve güvenilir bir tahmin sunar.
- Kan Testi (Total Serum Bilirubin): Sarılık tanısında altın standarttır. Cilt ölçümü belirli bir sınırın üzerinde çıkarsa veya bebekte patolojik sarılık şüphesi varsa, tanıyı doğrulamak için bu test yapılır. Genellikle bebeğin topuğundan alınan birkaç damla kan ile kandaki bilirubin miktarı kesin olarak ölçülür.
Bu ölçümün sonucu, tek başına bir anlam ifade etmez. Sonuçlar, bebeğin kaç saatlik olduğu, kaç haftalık doğduğu ve diğer risk faktörlerini içeren özel grafikler (nomogramlar) üzerinde değerlendirilir. Bu her bebek için kişiselleştirilmiş bir tedavi eşiği belirlenmesini sağlar.
Bebeklerde Sarılık Nasıl Geçer ve Hangi Tedavi Yöntemleri Uygulanır?
“Bebeklerde sarılık nasıl geçer?” sorusunun cevabı, sarılığın şiddetine ve nedenine göre değişir.
Hafif Sarılık ve Beslenme Desteği: Hafif düzeydeki fizyolojik sarılık vakalarının büyük çoğunluğu için en etkili “tedavi”, bebeğin sık ve verimli bir şekilde beslenmesini sağlamaktır. Yeni doğan bebeklerde sarılık evde nasıl geçer sorusunun en doğru yanıtı budur: Bol bol emzirmek veya mama ile beslemek. Beslenme, bağırsak hareketlerini artırır ve bilirubinin dışkı yoluyla vücuttan atılmasına yardımcı olur. Bebeği güneş ışığına veya floresan lamba altına koymak gibi geleneksel yöntemler ise hem etkisizdir hem de bebeğin cildine ve gözlerine zarar verme riski taşıdığından kesinlikle önerilmemektedir.
Fototerapi (Işık Tedavisi): Bilirubin seviyesi belirli bir eşiği aştığında uygulanan en yaygın ve etkili tıbbi tedavidir. Bu tedavide bebek, gözlerini koruyan özel bir maske takılarak, üzerinde sadece bezi kalacak şekilde soyulur ve özel dalga boyunda mavi-yeşil ışık yayan lambaların altına yerleştirilir. Bu ışık, cilde ve cilt altındaki kana nüfuz ederek, bilirubinin yapısını değiştirir. Onu, karaciğer tarafından işlenmesine gerek kalmadan, idrar ve dışkı ile atılabilecek zararsız bir forma dönüştürür. Fototerapi güvenli bir tedavidir, ancak bazı geçici yan etkileri olabilir:
- Ciltte geçici döküntüler
- Dışkının daha sık ve yeşilimsi renkte olması (bu aslında tedavinin işe yaradığını gösterir)
- Hafif sıvı kaybı
- Vücut ısısında dengesizlik
Kan Değişimi (Exchange Transfüzyon): Bu çok nadiren başvurulan bir acil durum prosedürüdür. Sadece fototerapiye rağmen bilirubin seviyelerinin beyin için tehlikeli olabilecek düzeylere yükselmeye devam ettiği en ağır vakalarda uygulanır. Bu işlemde, bebeğin kanı küçük miktarlarda dikkatlice alınır ve aynı anda taze donör kanı ile değiştirilir. Böylece kandaki bilirubin seviyesi hızla düşürülür.
Bebeklerde Şiddetli Sarılık Tedavi Edilmezse Ne Gibi Sorunlar Olur?
Bu tüm ebeveynlerin endişe ettiği bir konudur ve bilinmesi önemlidir. Yenidoğan sarılığı vakalarının ezici çoğunluğu iyi huylu olsa da kontrol altına alınamayan ve aşırı yükselen bilirubin seviyeleri beyin için toksik olabilir. Bilirubin, kan-beyin bariyerini aşarak beyin dokusuna yerleştiğinde, “kernikterus” adı verilen kalıcı bir beyin hasarına yol açabilir.
Kernikterusun uzun vadedeki olası sonuçları oldukça ciddidir:
- Atetoid tipte serebral palsi (beyin felci) ve istemsiz hareketler
- İleri derecede işitme kaybı veya sağırlık
- Göz hareketlerinde ve bakışlarda anormallikler
- Diş minesinde kalıcı gelişim bozuklukları
- Öğrenme güçlükleri
Bu tablo korkutucu görünse de altını tekrar tekrar çizmek istediğim en önemli nokta şudur: Kernikterus, günümüzdeki tıbbi takip ve etkili tedavi yöntemleri (özellikle fototerapi) sayesinde neredeyse tamamen önlenebilir bir durumdur. İşte bu yüzden sarılığın erken teşhisi ve takibi bu kadar hayati bir öneme sahiptir.
Bebeklerde Uzamış Sarılık Nedir ve Ne Yapılmalıdır?
Bazen sarılık beklenenden daha uzun sürebilir. Zamanında doğan bir bebekte sarılığın 2 haftadan, erken doğan bir bebekte ise 3 haftadan fazla devam etmesi durumuna “uzamış sarılık” diyoruz.
Uzamış sarılığın en sık nedeni, genellikle tamamen zararsız olan ve bebeğin sağlığını etkilemeyen “anne sütü sarılığı”dır. Ancak bu durumun başka bir nedenden kaynaklanmadığından emin olmak için mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Çünkü nadiren de olsa uzamış sarılık, araştırılması gereken altta yatan bir sorunun belirtisi olabilir.
Uzamış sarılık durumunda araştırılması gereken bazı durumlar şunlardır:
- Konjenital hipotiroidi (doğuştan tiroit bezinin az çalışması)
- İdrar yolu enfeksiyonu
- Metabolik hastalıklar
- Karaciğer ve safra yolları hastalıkları (biliyer atrezi)
Bu nedenle bebeğinizin sarılığı 2-3 haftayı geçmesine rağmen hala devam ediyorsa, bebeğiniz ne kadar sağlıklı ve keyifli görünürse görünsün, mutlaka doktorunuza danışarak gerekli kontrollerin yapılmasını sağlamalısınız. Özellikle dışkı renginin sürekli açık ve idrar renginin koyu olması gibi belirtiler varsa, bu durum daha da aciliyet kazanır.
Sıkça Sorulan Sorular
Bebeklerde sarılık neden ortaya çıkar?
Yenidoğan bebeklerde sarılık genellikle karaciğerin bilirubini yeterince hızlı işleyememesi nedeniyle oluşur. Doğum sonrası kırmızı kan hücrelerinin yıkımı arttığında bilirubin seviyesi yükselir ve ciltte sararma görülür.
Bebeklerde sarılık ne kadar sürer ve ne zaman geçer?
Fizyolojik sarılık genellikle doğumdan sonraki ilk birkaç günde başlar ve bir ila iki hafta içinde kendiliğinden geçer. Ancak prematüre bebeklerde veya emme problemi olanlarda bu süre uzayabilir.
Sarılık bebeklerde tehlikeli hale ne zaman gelir?
Sarılık bilirubin seviyesinin çok yükseldiği durumlarda beyin hasarı riski oluşturabilir. Özellikle bebekte halsizlik, emmeme veya aşırı uyuma gibi belirtiler varsa hemen doktora başvurulmalıdır.
Bebeklerde sarılığın geçmesi için evde ne yapılabilir?
Bebek sık emzirilmeli, yeterli sıvı alımı sağlanmalıdır. Güneş ışığına kısa süreyle maruz bırakmak bilirubin düzeyini düşürmeye yardımcı olabilir ancak bu uygulama doktor önerisiyle yapılmalıdır.
Anne sütü bebeklerde sarılığı etkiler mi?
Bazı durumlarda anne sütü sarılığı denilen geçici bir durum görülebilir. Anne sütündeki bazı maddeler bilirubin metabolizmasını yavaşlatabilir, fakat emzirmeye devam edilmesi genellikle önerilir.
Prematüre bebeklerde sarılık daha sık mı görülür?
Evet, prematüre bebeklerde karaciğer olgunlaşması tam olmadığı için bilirubin düzeyi daha kolay yükselir. Bu nedenle erken doğan bebekler sarılık açısından daha sık takip edilir.
Fototerapi bebeklerde sarılığı nasıl tedavi eder?
Fototerapi, özel mavi ışıklarla bilirubini suda çözülebilir hale getirerek vücuttan atılmasını sağlar. Tedavi genellikle birkaç gün sürer ve hastanede yapılır, oldukça etkili ve güvenlidir.
Sarılık olan bebek emzirilmeye devam etmeli mi?
Evet, emzirme hem sıvı dengesini sağlar hem de bilirubinin dışkı yoluyla atılmasını hızlandırır. Ancak bebek iyi ememiyorsa, süt sağılması ve ek besleme yöntemleri gerekebilir.
Sarılığın tekrar etme riski var mı?
Fizyolojik sarılık genellikle tekrarlamaz. Ancak bazı karaciğer veya kan hastalıklarına bağlı sarılıklar, altta yatan neden tedavi edilmezse yeniden ortaya çıkabilir.
Sarılık bebekte kalıcı hasar bırakır mı?
Erken teşhis ve uygun tedaviyle genellikle kalıcı bir etki bırakmaz. Ancak ağır ve tedavisiz vakalarda bilirubin beyin dokusuna zarar vererek nörolojik problemlere yol açabilir.

Prof. Dr. Durgül Yılmaz, çocuk sağlığı ve hastalıkları ile çocuk acil tıp alanlarında 25 yılı aşkın klinik ve akademik deneyime sahip bir uzmandır. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Prof. Dr. Yılmaz, aynı kurumda profesörlük unvanını alarak uzun yıllar akademik çalışmalar yürütmüştür. Çocuk Acil Tıp Derneği Başkanlığı (2009–2015), Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Eğitim Koordinatörlüğü (2010–2015) ve APLS Türkiye Koordinatörlüğü (2009–2016) görevleriyle ülkemizde çocuk acil tıbbının gelişimine öncülük etmiştir.
Klinik ilgi alanları arasında pediatrik acil başvurular, travma, nöbet yönetimi, solunum yolu enfeksiyonları, çocuk zehirlenmeleri ve akut apandisit tanısında yapay zekâ uygulamaları yer almaktadır. Ayrıca Cincinnati Children’s Hospital’da konuk öğretim üyesi olarak görev yapmış, çocuk acil servis yönetimi ve toksikoloji alanlarında uluslararası deneyim kazanmıştır.
Prof. Dr. Durgül Yılmaz’ın çalışmaları Brain Research, World Journal of Surgery, Seizure ve Pediatric Emergency Care gibi prestijli dergilerde yayımlanmıştır. 2022 yılından itibaren İzmir’deki özel kliniğinde tam zamanlı olarak hasta kabul etmekte olup, bilimsel yaklaşımı ve hasta güvenliğine dayalı modern pediatrik acil tıp uygulamalarıyla tanınmaktadır.


