Çocuk nörolojisi (pediatrik nöroloji), yenidoğan döneminden ergenliğin sonuna kadar olan süreçte merkezi ve periferik sinir sistemini etkileyen durumları inceleyen tıp uzmanlığıdır. Bu alan, sürekli gelişen ve olgunlaşan bir beyin yapısını temel alır. Kapsadığı hastalıklar geniş bir yelpazededir; bunlar arasında nöbet bozuklukları, nörogelişimsel farklılıklar (gelişimsel gecikmeler gibi), hareket bozuklukları, kas ve sinirlerin işleyişini etkileyen durumlar ile sinir sisteminin doğumsal sorunları yer alır. Pediatrik nörolojinin odak noktası, bu sorunların çocuğun büyüme ve gelişim yörüngesi üzerindeki etkilerini anlamak ve yönetmektir.
Çocuk Nörolojisi hangi hastalıkları kapsar?
Çocuk nörolojisinin alanı son derece geniştir. Serebral palsi (beyin felci) veya migren gibi toplumda daha sık görülen durumlardan, karmaşık genetik sendromlara veya metabolik bozukluklara kadar uzanır. Bu uzmanlık alanı, sinir sisteminin gelişimini etkileyen bu bozuklukların tanısı, tedavisi, önlenmesi ve uzun vadeli yönetimi üzerine odaklanır.
Bu noktada çocuk nörolojisi ile çocuk beyin cerrahisi (pediatrik nöroşirürji) arasındaki farkı bilmek önemlidir. Çocuk nörologları, sinir sistemi hastalıklarının büyük çoğunlukla cerrahi olmayan, yani ilaçla veya diğer yöntemlerle tedavisi ve takibi ile ilgilenirler. Tanı koyma, ilaç tedavilerini düzenleme, rehabilitasyon programlarını yönlendirme ve kronik hastalıkları yönetme konusunda uzmandırlar. Beyin cerrahları ise beyin tümörleri, hidrosefali (beyinde su toplanması) veya spina bifida gibi cerrahi müdahale gerektiren durumlara odaklanır. Ancak bu iki disiplin, bir ekibin parçaları olarak her zaman çok yakın çalışır.
Belki de bu uzmanlık alanının en önemli yönü, kronik durumların uzun vadeli yönetimidir. Çocuk nörolojisi, çoğu zaman “tanıyı koy ve bitir” şeklinde ilerleyen bir alan değildir; daha çok “süreç” odaklı bir uzmanlıktır. Örneğin serebral palsi gibi durumlarda, tanı konulduktan sonra asıl iş başlar. Amaç sadece “hastalığı tedavi etmek” değil aynı zamanda “hastalığın yol açtığı engellilik durumunu kapsamlı bir şekilde yönetmektir.”
Çocuk nörolojisi muayenesi neden bir yetişkinin muayenesinden farklıdır?
Bir çocuk nöroloğu veya çocuk sağlığı uzmanı için en temel ilke, muayeneyi hastanın yaşına, gelişim düzeyine ve o anki iş birliği yapma yeteneğine göre uyarlamaktır. Gelişmiş MR teknolojileri, genetik testler veya EEG çağında bile, dikkatle alınmış bir hasta öyküsü (anamnez) ve özenli bir fiziksel muayene, tanıya giden yoldaki en önemli adımlardır.
Bu uyarlamanın önemi şuradadır: Erken doğmuş (preterm) bir yenidoğanda normal kabul edilen bazı bulgular (örneğin kasların gevşek olması, görsel olarak bir nesneyi takip edememesi), birkaç ay sonraki bir bebekte ciddi bir nörolojik sorunun habercisi olabilir.
Yenidoğan bir bebeğin nörolojik muayenesinde nelere bakılır?
Yenidoğan muayenesi, bebeğin komutlara uymasına değil spesifik refleks manevralarına dayanır. Bu “ilkel (primitif) refleksler” beyin ve sinir sisteminin sağlıklı çalışıp çalışmadığını gösteren otomatik yanıtlardır. Başlıcaları şunlardır:
- Emme refleksi
- Arama refleksi
- Moro (irkilme) refleksi
- Asimetrik tonik boyun refleksi (ATNR)
- Yakalama (kavrama) refleksi
- Adımlama refleksi
- Palmar ve plantar yakalama
Bebeklerde ve daha büyük çocuklarda bu nörolojik muayene nasıl değişir?
Çocuk nörolojisi muayenesi, statik bir “anlık görüntü” değil “gelişimsel bir yörüngenin” dinamik bir değerlendirmesidir. Çocuk büyüdükçe ve beynin üst merkezleri (korteks) geliştikçe, muayene daha az refleks temelli, daha çok fonksiyon temelli hale gelir.
Buradaki kilit nokta, ilkel reflekslerin kaybolma zamanıdır. Moro ve ATNR gibi reflekslerin normalde 4-6 ay civarında kaybolması veya daha üst beyin merkezleri tarafından “bastırılması” beklenir. Bu refleksler aslında yok olmazlar, sadece kontrol altına alınırlar.
Eğer bu ilkel refleksler (örneğin ATNR) beklenen yaştan (mesela 6 aydan) sonra da devam ediyorsa, bu durum sadece “gelişimsel bir gecikme” değil bir üst motor nöron sorununa, örneğin serebral palsiye (CP) işaret eden aktif bir bulgu olabilir. Çünkü bu reflekslerin devam etmesi, çocuğun dönme, oturma, emekleme gibi daha üst düzey motor becerileri kazanmasını engeller. Dolayısıyla nörolojik muayenenin yöntemi, sadece bir refleksin varlığını değil o refleksin yaşa uygunluğunu da değerlendirmektir.
Çocuk nörolojisinde hangi tanı yöntemleri kullanılır?
Nörolojik muayene ve hasta öyküsü şüpheleri yönlendirdikten sonra, tanıyı doğrulamak veya altta yatan nedeni bulmak için çeşitli teknolojik yöntemlere başvurulur. Bu testlerin her birinin farklı bir amacı vardır ve hiçbiri tek başına “her şeyi gösteren” sihirli bir araç değildir.
EEG (Elektroensefalografi) çocuk nörolojisinde neden çekilir?
EEG, beynin elektriksel aktivitesini (beyin dalgalarını) kafa derisine yerleştirilen küçük elektrotlar aracılığıyla ölçen, ağrısız ve güvenli bir yöntemdir. Şöyle düşünebilirsiniz: MR veya BT beynin “yapısını” (anatomisini, haritasını) gösterirken, EEG beynin “fonksiyonunu” (fizyolojisini), yani anlık olarak nasıl çalıştığını ve “elektrik” üretip üretmediğini gösterir.
EEG, özellikle nöbet bozukluklarının ve epilepsinin değerlendirilmesinde temel bir tanı aracıdır. Bazen bir çocuğun MR görüntüsü tamamen normal olabilir, ancak epilepsi tanısı EEG’de saptanan anormal elektriksel deşarjlara (epileptiform anormallikler) dayanarak konulur. Pediatrik EEG çekimi, çocukların hareket etme eğilimi nedeniyle özel bir sabır ve uzmanlık gerektirir. Bazen epileptik aktiviteyi ortaya çıkarmak için aralıklı ışık uyarımı veya çocuğun hızlı nefes alıp vermesi (hiperventilasyon) gibi teknikler kullanılabilir.
EMG ve Sinir İletim Çalışmaları (NCS) hangi nörolojik sorunlarda kullanılır?
Bu testler (EMG/NCS), “periferik sinir sistemini” yani beyin ve omurilik dışındaki sinirleri ve kasları değerlendirir. Eğer sorun beyinde değil de omurilikten kasa giden “kablolarda” (sinirlerde) veya kasın kendisindeyse, bu testler devreye girer.
NCS (Sinir İletim Çalışması), sinirlere küçük, güvenli elektriksel uyarılar vererek sinyalin o sinir boyunca ne kadar hızlı ve güçlü iletildiğini ölçer. EMG (Elektromiyografi) ise kasların içine çok ince bir iğne elektrot yerleştirilerek kasın dinlenme halinde ve kasılırken ürettiği elektriksel aktiviteyi inceler. Bu yöntemler klinik muayenede saptanan güçsüzlüğün nedeninin bir “nöropati” (sinir hasarı) mi yoksa bir “miyopati” (kas hastalığı) mı olduğunu ayırt etmeye yardımcı olur.
MR (Manyetik Rezonans) ve BT (Tomografi) arasındaki fark nedir ve çocuk nörolojisinde ne zaman istenir?
Her ikisi de beynin yapısını gösteren görüntüleme yöntemleridir, ancak çalışma prensipleri ve kullanım amaçları farklıdır.
BT (Bilgisayarlı Tomografi), X-ışınları (radyasyon) kullanarak hızlı bir şekilde kesitsel görüntüler oluşturur. Özellikle acil durumlarda (ciddi kafa travması, beyin kanaması şüphesi) veya kemik yapıları değerlendirmede çok değerlidir.
MR (Manyetik Rezonans), güçlü bir manyetik alan ve radyo dalgaları kullanarak beynin yumuşak dokularını (beyin, beyincik, sinir yolları) BT’den çok daha ayrıntılı gösterir. Radyasyon içermez, ancak çekimi daha uzun sürer ve küçük çocukların hareket etmemesi için genellikle sedasyon (hafif anestezi) gerektirebilir.
Pediatrik nörolojide temel bir yaklaşım özellikle BT taramalarından kaynaklanan iyonize edici radyasyona maruziyeti en aza indirmektir. Bu nedenle Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) gibi kuruluşların bu konuda net önerileri vardır. Görüntülemenin rutin olarak gerekli görülmediği bazı durumlar.
- Basit ateşli nöbet (Muayene normalse)
- Migren kriterlerini karşılayan stabil baş ağrısı
- Ciddi bulgusu olmayan (kusma, bilinç kaybı, nöbet gibi) hafif kafa travmaları
Bu yaklaşımın amacı, çocukları gereksiz radyasyondan (BT) veya sedasyon risklerinden (MR) korumaktır. Test yapmama kararı da test yapma kararı kadar bilinçli ve kanıta dayalı bir tıbbi yaklaşımdır.
Bel Suyu Alınması (Lomber Ponksiyon) çocuk nörolojisinde neden yapılır?
Lomber ponksiyon (LP), yani halk arasında bilinen adıyla “belden su alma”, menenjit, ensefalit (beyin iltihabı) ve bazı nöroimmünolojik hastalıkların (örn. GBS, MS) tanısında hayati öneme sahip bir yöntemdir. Beyin ve omuriliği çevreleyen beyin-omurilik sıvısından (BOS) örnek almak için kullanılır.
Bu işlemin yorumlanması pediatride özellik gösterir. Örneğin yenidoğan bir bebeğin BOS sıvısındaki normal protein ve hücre sayısı, daha büyük bir çocuk veya yetişkine göre anlamlı düzeyde daha yüksektir. Yaş ne olursa olsun, BOS’ta belirli tipte hücrelerin (nötrofil) görülmesi, aksi kanıtlanana kadar bakteriyel menenjit olarak kabul edilir ve acil tedavi gerektirir. Uygun teknikle ve steril koşullarda yapıldığında, lomber ponksiyon güvenli bir işlemdir ve menenjit gibi hayatı tehdit eden bir enfeksiyonun tanısını koymanın tek yolu genellikle budur.
Nörolojik hastalıklarda genetik testlerin (WES gibi) rolü nedir?
İlerleyen genetik teknolojiler, özellikle de “Tüm Ekzom Dizileme” (WES), nörogelişimsel bozuklukların tanı sürecini kökten değiştirmiştir. WES, bir kişinin protein kodlayan tüm genlerini (yaklaşık 20.000 gen) tek seferde inceleyen güçlü bir yöntemdir.
Geçmişte, tanı konulamayan gelişimsel gecikmesi veya atipik nörolojik bulguları olan çocuklar, yıllar süren belirsizliklerle dolu bir “tanısal serüven” (diagnostic odyssey) yaşardı. Aileler, net bir cevap alamadan doktor doktor gezerdi. WES, bu serüveni sona erdirmede çok etkili olmuştur. Özellikle anne-baba-çocuğun birlikte incelendiği “Trio-WES” yöntemi, çocukta ortaya çıkan “de novo” (yani anne-babada bulunmayan, tamamen yeni) mutasyonları saptamada son derece başarılıdır. Erken genetik tanı konulması, ailenin belirsizliğini sona erdirir, gereksiz tedavileri önler ve aileye sonraki gebelikler için genetik danışmanlık sağlar.
Metabolik tarama hangi nörolojik durumlarda gereklidir?
Doğuştan metabolizma hataları (IEMs), vücudun belirli kimyasalları (protein, yağ, şeker) düzgün işleyememesine neden olan genellikle tek gen kusurlarından kaynaklanan hastalıklardır. Bu bozuklukların büyük çoğunluğu nörolojik bulgularla seyreder. İlerleyici bir nörolojik bozulma, nedeni açıklanamayan durumlar veya tedaviye yanıtsız nöbetlerde metabolik tarama akla gelmelidir. Şüphe uyandıran bazı durumlar.
- Kazanılmış becerilerin kaybı (regresyon)
- Kontrol edilemeyen dirençli nöbetler
- Ataksi veya distoni (anormal hareket bozuklukları)
- Açıklanamayan hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü)
- Yüksek plazma amonyak seviyeleri
Epilepsi ve nöbet bozuklukları çocuk nörolojisinde nasıl yönetilir?
Epilepsi yönetimi, öncelikle nöbetin tipini doğru sınıflandırmakla başlar. Nöbetler “fokal” (beynin bir bölgesinden başlayan) veya “jeneralize” (beynin tamamını etkileyen) olabilir. Bu sınıflandırma, hangi ilacın (antiepileptik – AED) seçileceğini belirler.
İlk Ateşsiz Nöbet: Bir çocuğun ateşsiz ilk nöbetini geçirmesi, hemen epilepsi tedavisine başlanacağı anlamına gelmez. Tedaviye başlamak ikinci bir nöbet geçirme riskini azaltsa da hastalığın uzun vadeli gidişatını değiştirmez. Karar, tekrarlama riskini (örn. EEG’de anormallik var mı?) ve ilaçların yan etkilerini tartan bireyselleştirilmiş bir risk-fayda analizine dayanır.
Ateşli Nöbet (Febril Konvülsiyon): Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) kılavuzu, “basit ateşli nöbet” geçiren çocuklar için sürekli veya ateş sırasında aralıklı nöbet önleyici ilaç kullanılmasını önermez. Çünkü bu ilaçların potansiyel yan etkileri, basit ateşli nöbetlerin yarattığı küçük riskten daha ağır basmaktadır. Ateş düşürücülerin de çocuğun konforunu artırsa da nöbetlerin tekrarlamasını önlemediği bilinmektedir.
“İlaca Dirençli Epilepsi” (DRE): Epilepsili çocukların yaklaşık üçte biri, uygun doz ve sürede en az iki farklı antiepileptik ilacı denemesine rağmen nöbetleri kontrol altına alınamayan gruptadır. Bu durumda art arda ilaç denemek yerine, kapsamlı bir epilepsi merkezinde değerlendirilmesi gereken diğer gelişmiş yöntemler gündeme gelir.
- Epilepsi Cerrahisi (Uygun hastalarda)
- Ketojenik Diyet (KD) Terapisi
- Vagus Sinir Stimülasyonu (VNS – Nöromodülasyon)
Çocuklarda baş ağrısı ve migren için nörolojik yaklaşım nedir?
Çocuklarda baş ağrısı tanısı, öncelikle hastadan ve aileden alınan ayrıntılı öyküye dayanır. Pediatrik migrenin kriterleri yetişkinlere benzer (zonklayıcı ağrı, bulantı/kusma, ışık/sese hassasiyet), ancak önemli bir farkla: Çocuklarda migren atağı 2 saate kadar kısa sürebilir (yetişkinlerde en az 4 saattir).
Pediatrik migren için en etkili yaklaşım genellikle farmakolojik bir reçeteden ziyade, yaşam tarzı, davranışsal ve farmakolojik bileşenleri birleştiren entegre bir yaklaşımdır. İlginç bir şekilde pediatrik migrenin önlenmesine yönelik yapılan birçok bilimsel çalışma, ilaçların plasebodan (boş ilaç) belirgin bir üstünlüğünü göstermede başarısız olmuştur. Bu nedenle Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve yaşam tarzı düzenlemeleri (düzenli uyku, yeterli su tüketimi, öğün atlamama) tedavinin temel taşı haline gelmiştir.
Bir çocuk sağlığı uzmanı veya nörolog için baş ağrısındaki birincil görev, altta yatan ciddi bir patolojiyi (örn. beyin tümörü) dışlamak için “kırmızı bayrakları” sorgulamaktır. Bu bayraklar varsa, ileri tetkik (genellikle MR) gerekir.
- Ani, şiddetli (“gök gürültüsü”) başlangıç
- Sabah erken (uykudan uyandıran) baş ağrısı
- Bulantı ve kusma ile birlikte olan baş ağrıları
- Öksürme, ıkınma ile kötüleşen ağrı
- Ateş veya kilo kaybı gibi sistemik belirtiler
- Anormal nörolojik muayene bulguları (örn. çift görme, yürüme bozukluğu)
- Giderek kötüleşen ağrı paterni
Serebral Palsi (CP) nedir ve çocuk nörolojisindeki yönetimi nasıldır?
Serebral Palsi (CP), gelişmekte olan fetal veya bebek beyninde meydana gelen, ilerleyici olmayan (non-progressive) bir hasara bağlı kalıcı motor (hareket) ve postür (duruş) bozukluklarını tanımlayan bir şemsiye terimdir. CP “ilerleyici” değildir, yani beyindeki hasar zamanla kötüleşmez; ancak hasarın sonuçları (kas sertliği (spastisite), kontraktürler) çocuğun büyümesiyle değişebilir. Tanı, genellikle motor kilometre taşlarının kazanılmasında başarısızlık (örn. 9 aya kadar desteksiz oturamama) veya ilkel reflekslerin beklenen yaşın ötesinde devam etmesi gibi klinik bulgulara dayanır.
CP yönetimi, doğası gereği multidisiplinerdir. Nörolog veya çocuk sağlığı uzmanı; pediatrik fiziyatrist, ortopedi cerrahı, fizik tedavi, mesleki terapi ve konuşma terapistlerinden oluşan bir ekibi koordine eder. Spastisite (kas sertliği) yönetimi için kullanılan temel yöntemler şunlardır:
- Fizik Tedavi (FT) ve Mesleki Terapi (OT) (Temel taşıdır)
- Botulinum toksini (Botox) enjeksiyonları (Geçici rahatlama sağlar)
- İntratekal baklofen pompası
- Selektif Dorsal Rizotomi (SDR) (Kalıcı azaltma için cerrahi)
Otizm Spektrum Bozukluğu (ASD) tanısında çocuk nörolojisinin yeri nedir?
Otizm Spektrum Bozukluğu (ASD), sosyal iletişim ve etkileşimde zorluklar, tekrarlayan davranışlar ve kısıtlı ilgi alanları ile karakterize nörogelişimsel bir bozukluktur. ASD tanısı davranışsal kriterlere (DSM-5) göre konsa da altta yatan nörogelişimsel bir durumdur. Çocuk nörolojisinin buradaki rolü üç yönlüdür.
- Tanısal değerlendirme sürecine katkıda bulunmak.
- Otizm benzeri semptomlara yol açabilen diğer nörolojik hastalıkları dışlamak (örn. Rett sendromu, Tuberous Sclerosis).
- Eşlik eden nörolojik sorunları yönetmek (örn. epilepsi, DEHB, uyku bozuklukları).
- Gerekli genetik testleri (örn. Frajil X, CMA) planlamak.
Çocuk nörolojisinin ilgilendiği kas hastalıkları (NMDs) nelerdir?
Bu grup, periferik sinir sistemini (omurilikteki motor nöronlar, periferik sinirler, sinir-kas kavşağı veya kasın kendisi) etkileyen hastalıkları kapsar. En bilinenleri Duchenne Musküler Distrofisi (DMD) ve Spinal Musküler Atrofi (SMA)’dır.
Duchenne Musküler Distrofisi (DMD), X’e bağlı kalıtılan (genellikle erkek çocukları etkileyen), distrofin adı verilen kritik bir kas proteininin eksikliğine yol açan genetik bir hastalıktır. İlerleyici kas güçsüzlüğü ile seyreder. Yönetimi, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için steroid tedavisine ve solunum, kalp, ortopedi gibi komplikasyonları yönetmek için multidisipliner bir yaklaşıma dayanır.
Spinal Musküler Atrofi (SMA) ise, SMN1 genindeki bir bozukluk nedeniyle omurilikteki motor nöronların (kaslara hareket emri veren sinir hücrelerinin) ilerleyici kaybına yol açar. SMA, yakın zamana kadar tedavisi en zorlu hastalıklardan biriyken, son on yılda tıp alanındaki en büyük devrimlerden birine sahne oldu. Tedavi, sadece destekleyici bakımdan, hastalığın seyrini değiştiren gen modifikasyon tedavilerine dönüştü. Artık SMA’yı durdurabilen, hatta motor fonksiyonları geri getirebilen gen terapileri mevcuttur. Buradaki kritik nokta zamandır. Bu tedaviler, sinir hücreleri henüz geri dönülmez şekilde hasar görmeden başlandığında en iyi sonuçları verir. Bu terapötik aciliyet, SMA için zorunlu “yenidoğan taraması” (topuk kanı) programlarının yaygınlaştırılmasını sağlamıştır.
Çocuklarda MS (Multipl Skleroz) veya Guillain-Barre (GBS) gibi nöroimmünolojik hastalıklar görülür mü?
Evet, görülebilir. Nöroimmünolojik bozukluklar, bağışıklık sisteminin yanlışlıkla kendi sinir sistemine saldırdığı durumlardır. Pediatrik Multipl Skleroz (MS) veya akut psikiyatrik belirtilerle başlayabilen Otoimmün Ensefalit (AE) gibi durumlar çocuklarda da görülebilir ve agresif immünoterapi (bağışıklık sistemini baskılayan tedaviler) gerektirebilir.
Guillain-Barre Sendromu (GBS) da bu gruptadır; genellikle bir enfeksiyonu takiben ortaya çıkan, hızla ilerleyen, bacaklardan başlayıp yukarı çıkan (ascending) simetrik güçsüzlük ve refleks kaybı ile karakterizedir. Özellikle küçük çocuklarda (<6 yaş) GBS tanısı zor olabilir, çünkü belirtiler atipik olabilir.
- Yürüme reddi
- Bacaklarda şiddetli ağrı
- Huzursuzluk (güçsüzlükten ziyade)
Menenjit ve ensefalit gibi enfeksiyonlar neden nörolojik acillerdir?
Menenjit (beyin zarlarının iltihabı) ve ensefalit (beyin dokusunun iltihabı) merkezi sinir sistemi (SSS) enfeksiyonlarıdır ve tıbbi acil durumlardır. Çocuklarda en yaygın nedenler virüsler olsa da bakteriyel menenjit çok daha ağır seyreder. Şüphelenildiğinde derhal lomber ponksiyon (LP) yapılmalıdır. Buradaki kritik terapötik yaklaşım sonuçları beklerken bile, Herpes Simpleks Virüsü (HSV) ensefaliti olasılığına karşı ampirik olarak (şüphe üzerine) Asiklovir tedavisine başlamaktır. Çünkü HSV ensefaliti, tedavi edilmezse yüksek ölüm oranına ve kalıcı nörolojik hasara yol açar.
Bir ebeveyn olarak hangi nörolojik “kırmızı bayraklara” dikkat etmeliyim?
Bir çocuk sağlığı uzmanının birincil görevi, hangi çocukların acil nörolojik sevk gerektirdiğini belirlemektir. Ebeveynlerin de bu işaretlere karşı dikkatli olması, erken tanı için hayati önem taşır.
- Gelişimsel gerileme (Kazanılmış becerilerin kaybı – EN ÖNEMLİSİ)
- Baş çevresinin anormal büyümesi (hızlı artış veya yetersiz büyüme)
- Anormal göz hareketleri (örn. sürekli titreme, kayma)
- Vücut tonusunda anormallik (aşırı gevşek veya aşırı sert)
- Asimetri (Vücudun bir tarafını az kullanma, 18 aydan önce el tercihi)
- Baş ağrısı (Özellikle uykudan uyandıran, kusmalı olanlar)
- Her türlü nöbet şüphesi (dalma, kasılma, sıçrama)
Tüm kırmızı bayraklar arasında en acil ve önemlisi gelişimsel gerilemedir. Bu durum çocuğun daha önce kazanmış olduğu motor (örn. yürümenin durması) veya dil (örn. konuşmayı bırakma) becerileri kaybetmesidir. Bu durum basit bir gecikmeden farklı olarak beyinde aktif, ilerleyici bir sorunu (nörometabolik veya dejeneratif) düşündürür ve acil nörolojik değerlendirme gerektirir.

Prof. Dr. Durgül Yılmaz, çocuk sağlığı ve hastalıkları ile çocuk acil tıp alanlarında 25 yılı aşkın klinik ve akademik deneyime sahip bir uzmandır. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Prof. Dr. Yılmaz, aynı kurumda profesörlük unvanını alarak uzun yıllar akademik çalışmalar yürütmüştür. Çocuk Acil Tıp Derneği Başkanlığı (2009–2015), Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Eğitim Koordinatörlüğü (2010–2015) ve APLS Türkiye Koordinatörlüğü (2009–2016) görevleriyle ülkemizde çocuk acil tıbbının gelişimine öncülük etmiştir.
Klinik ilgi alanları arasında pediatrik acil başvurular, travma, nöbet yönetimi, solunum yolu enfeksiyonları, çocuk zehirlenmeleri ve akut apandisit tanısında yapay zekâ uygulamaları yer almaktadır. Ayrıca Cincinnati Children’s Hospital’da konuk öğretim üyesi olarak görev yapmış, çocuk acil servis yönetimi ve toksikoloji alanlarında uluslararası deneyim kazanmıştır.
Prof. Dr. Durgül Yılmaz’ın çalışmaları Brain Research, World Journal of Surgery, Seizure ve Pediatric Emergency Care gibi prestijli dergilerde yayımlanmıştır. 2022 yılından itibaren İzmir’deki özel kliniğinde tam zamanlı olarak hasta kabul etmekte olup, bilimsel yaklaşımı ve hasta güvenliğine dayalı modern pediatrik acil tıp uygulamalarıyla tanınmaktadır.


